|
Kategori: Şiir |
Yazan: Sizden Gelenler |
Okunma Sayısı: 355 |
06 Ocak 2010, Çarşamba

İKİ YABANCI Gecenin en siyahında, Ateş böceklerini izlerken oturmuş, Dinlerken ayak seslerini karıncaların, düştün aklıma, o karanlıktan çıkıp. Uzaktayız birbirimizden iki yabancı misali, Yoktu öncesi aslında bugünün, sonrasının olmadığı gibi. Bir defterin son yaprağıydık belki de Ön yüzü sen, arkası ben. O masum beyazlığın içine birkaç damla mürekkep damlatılmış, Boş yere satırlarca sevgi sözcükleri yazılan. Kimi zamanda efsane; Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı gibi. Ve her şeye rağmen; Unutulan bütün hikâyelerin sonunda. Masallarda başımıza elma düşen değil, O başı yerden kaldırmaya cesaret edemeyenlerden, Korkup kaçanlardan olmuşuz, O meçhul kervana katılanlardan...
İşte bir zamanlar sonsuz dediğimiz O sonu hiçbir zaman kendimize yakıştırmadığımız Ateş böcekleri kadar kırmızı, Karıncalar kadar da sessiz aşkımız O kırmızı kana, O sessizlik çığlığa dönüşene kadardı. Susup dinle bak dalgaların sesini birkaç dakika Sana söyledikleri şarkıyı Mırıldandıklarını hisset Sende eşlik et, sözlerini bildiğin o şarkıya Sesini yükselt; iki yabancı deyip, ağladıklarında… Burak Küçük 29 Aralık 2009
|