Film

Zübük Filmi

Zübük, senaryo yazarlığını Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğini Yeşilçam’ın ünlü̈ oyuncu ve yönetmenlerinden Kartal Tibet’in görüntü yönetmenliğini ise Çetin Gürtop’un yaptığı Aziz Nesin’in aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan 1981 yapımı bir siyasî taşlama, hiciv ve mizah filmidir.

Filmde gazeteci olan Yaşar (Metin Serezli) gazetedeki yazı dizisi için sahtekar bir siyasetçi olan İbrahim Zübükzade’nin (Kemal Sunal) yaşam öyküsünü anlatmak için Zübükzade’nin kasabasına gider. Kasaba halkının tamamının Zübükten dolayı canı yanmıştır. Bunu gazetecinin yöre halkından birine sorduğu “Zübük hakkında kimlerden bilgi alabilirim” sorusuna verilmiş olan “Bu kasabada hangi kapıyı çalsan sana anlatırlar” cevabından anlamamız mümkündür. Filmin başlarında bir devlet dairesinde memur olan Zübük, aldığı rüşvetlerden ötürü işinden kovulur. İşinden kovulduktan sonra caddede yalnız başına yürürken “Oğlum Zübük, bu sana ders olsun bir daha namuslu insanlarla çalışma namussuzlarla çalış̧ ki kolay yoldan köşeyi dönesin.” diye içinden söylenir. Burada Zübük  karakterinin görgüsüzlüğünü ve liyakatsizliğini görmemiz mümkün. Sonra Zübük iki ayrı Parti’nin ( Destek Partisi, Huzur Partisi) ofisinin bulunduğu binayı görür ve binaya dalar. İlk önce hangi partiye gireceğine kararsız kalsa da ideolojik bir karar vermez. Hangisinde daha çabuk yükselir ve zengin olurum – kendi deyimiyle “en yağlı kapı” hangisi ise ona gireyim – düşüncesiyle Destek partisine girer. Yüksek sesle sloganlar atarak partinin İl Başkanlığı’na oturur. Burada bir durum komedisi oluşsa da siyasette çok sesi çıkanın ipi göğüsleyeceği ve siyaset kültürünün zayıflığının hicvedildiği de görülmektedir.

Zübük Muhalif partiyi destekleyen Kadir Ağa’nın (Kadir Savun) kızı Yektane’yi (Nevra Serezli) “seni mebus karısı yapacağım” diye kandırarak birlikte olur. Bu oyunu anlayan Yektane Zübük’ü silah zoruyla nikah masasına oturtur. Destek partisinde vatandaşa akıl almayacak türlü oyunlar oynayarak belediye başkanı ardından da milletvekili seçilir.

Zübük’e iktidar partisi tarafından bir otelde bakanlık teklif edilir. Filmin burasında kamuoyunda “Güneş Motel” olayı olarak bilinen olaya atıfta bulunulduğu görülür. Zübük kendi partisi tarafından sorgulanırken “Gittiğiniz otel şaibeli bir otel parlamenterler pazarı olarak bilinir” sözü de savımızı güçlendiriyor.

Siyasette de ipliği pazara çıkan İbrahim Zübükzade kısa sürede bakanlık ve vekillik görevlerinden azledilir ve zimmetine geçirdiği para ve mallarla kendi işini kurar.

Filmin sonunda gazeteci röportaj için Zübük’ün yanına gelir Zübük “Aslında hepimizin içinde bir Zübük var önce onu yok etmeli insan” diye kendini savunur. Gazeteci bu söylemi samimi bulsa da baba yadigârı tütün tabakasını Zübük”e kaptırdığını fark eder. Filmde bu tarz siyasetçilere güven olmaz, halkın tek suçu bunlara inanıp oy vermek, aslında halkın başka çaresinin de olmadığı mesajları verilir.

Siyasal Temeller

Türkiye’deki siyasî yapı, kökü Osmanlı devirlerine uzanan ikiliği bünyesinde taşımaktadır. Bu ikiliğin birinci tarafı merkez bürokrasisi, ordu ve bunlarla menfaat ilişkisi kurmuş sermaye çevrelerinden oluşur. İkinci tarafta ise taşralı esnaf, eşraf, çiftçi gibi unsurlar ve bunlarla ilişkili diğer sosyal oluşumlar yer alır. Tarihimiz boyunca bu ikiliğin çeşitli ifadeleri olmuştur: Alaturka-Alafranga, Asrî-Mürtecî, İlerici-Gerici, Sağcı-Solcu, Laik-Muhafazakâr gibi çeşitli ikilikler Türkiye’deki bu tarihî toplumsal zıtlaşmanın farklı zamanlarda ortaya çıkan yüzleri olmuştur. Bu zıtlaşma içerisinde ulemâ sınıfı, medrese çevreleri, merkez bürokrasisi ve ordunun yanında yer almıştır. Batılılaşmanın kuvvetlenmesiyle ulemânın yerini aydınlar ve üniversite çevreleri almaya başlamıştır. Sınıflaşma ve erk olma imkânı elde edemeyen aydınlar merkez bürokrasisinin ürettiği siyasetin meşrulaştırıcı ve propagandacısı olmak durumunda kalmışlardır.

Aziz Nesin, Türkiye’deki bu ikili sosyal ve siyasî yapının “ilerici aydın” şemasında yer alan bir yazardır. “Zübük” adıyla yazdığı roman 1961 yılında neşredilmiştir. Zübük kelimesi, Adnan Menderes’e yakıştırılan “Zeybek” sıfatından türetilmiş bir kelimedir. 1961 yılı, Adnan Menderes’in idam edildiği, bir yandan da matbuatta aleyhinde her türden eleştirilerin, hakaretlerin, küfürlerin, nefretin yer aldığı bir yıldır. Aziz Nesin de “birinci tarafta yer alan bir aydın olarak 27 Mayıs 1960 darbesini “ilerici” bir hareket olarak değerlendirmiş ve Adnan Menderes’i, Demokrat Parti’yi ve bunların arkasında kesimleri eleştirmek için kaba, köy ortaoyunun lümpen üslûbunu kullanan bir roman yazmıştır. Filmde yer alan “Destek Partisi” Demokrat Parti’yi, Huzur Partisi ise Halk Partisi’ni (Cumuhriyet Halk Partisi) temsil eder. Zübük filmi, Aziz Nesin’in romanının yayınlanmasından yirmi yıl sonra sinema filmine aktarılmıştır. Zübük karakterinin, Süleyman Demirel tipinden de unsurlar alarak geliştirildiği görülür.

Sosyal Temeller

Yukarıda açıkladığımız ikiliğin birinci tarafında yer alan kesimler, ikinci taraftakileri köylü kurnazlığı, fırsatçılık, cahillik ve dolandırıcılıkla suçlamaya meyillidirler. Taşradaki, kırsaldaki kitlelerin modernleşmeyle beraber köyden

şehre göçmesi, genişleyen modern devletin bünyesine dâhil olmaya başlaması, çok partili hayata geçilmesiyle yeni partilerde yer almaları toplumdaki bu ikiliği iyiden iyiye gün yüzüne çıkarmıştır.

Filmde sağ siyasetin farklı kolları, Zübük karakteri üzerinden karikatürleştirilir. Necmettin Erbakan’ın kullandığı “manevî kalkınma” söylemi, Demokrat-Adalet Partisi çizgisinin “demokrasi” söylemi, Süleyman Demirel’in fötr şapkası kullanılan unsurlardır. Zübük’ün karşısında onu “rüşvetçi, sömürücü” diye eleştiren bir siyasî rakip vardır. Filmde “sömürücü” sıfatıyla sol jargonu, “manevî kalkınma” ifadesiyle 1970’lerde belirginleşmeye başlayan “İslâmcı” jargonu öykünün içerisine ustaca yerleştirir.

Film sosyal eğilimlerin siyaset sahnesine taşınmasını tartışmaz, sorgulamaz; sosyal eğilimlerin psikolojik yönleri siyasî söylemlerin gölgesine itilmektedir. Söz gelimi, Terzi Cemal’in kardeşinin niçin okuyacak imkân bulamadığı sorgulanmazken mektep ile cami arasında karşıtlık kurarak cami ile cehalet arasında irtibat varmış gibi gösterilmiştir. “Siyasal Temeller” bölümünde vurguladığımız Türkiye’deki ikiliğin görünümlerinden biri de bu cami-mektep karşıtlığıdır. “Sultan Süleyman” adına cami isteyen halkın bu duygusunun altında güçlü devlet olma, kendi geleneksel ve dinsel değerlerinden kopmama yatmaktadır. Fakat “evinde namaz kıldığını” söyleyen takiyyeci Zübük ile cami-mektep karşıtlığını yönetmeyi beceremeyen “ilerici” avukat Burhan gibi “iki beynamaz arasında” kalan halkın bilinçaltındaki gelişip içeriği zenginleşmemiş talepler dikkate alınmaz. Filmin okunmasına göre halk; kandırılan, sürülen, cahil bir topluluktur. Osmanlı’dan beri gelen “reaya” anlayışı, aslında “siyasal temeller” bölümünde anlattığımız ikili yapının iki tarafının da taşıdığı bir anlayıştır. Çünkü Türkiye’de ekonomik temelli sınıflaşma tam olarak gerçekleşmemiştir. Halk, günü kurtarmak adına merkez-taşra güçlerinin mücadelesinde günün koşullarına göre konumlanmaktadır. Bu bağlamda, İkinci Meşrutiyet’in ilânından sonra ve 1946’da çok partili hayata geçince ortaya çıkan partilerin nasıl engellendiği ve Türkiye’nin iki partili yapıya zorlandığı incelenmeye değerdir.

Film, sosyal yapıyı okumakta oldukça başarısız denebilir. Ahlaksızlık ve dolandırıcılık gibi yozlaşmanın eseri olan kötü özellikler, bütünüyle siyaset kurumuna, siyaset kurumunun da sağcı olan tarafına indirgenmiştir. “Güneş Motel” meselesine yapılan atıflar sol siyasetin zaaflarına dokunmaz. Öte yandan, yozlaşma söz konusuysa bunu toplumsal olan her yerde aramak gerekir. Belki de şiddetli, hızlı, keskin modern dönüşümlerin girdabında artan toplumsal yozlaşmalarda Zübük, sahtekâr olduğu için değil “en sahtekâr” olduğu için öne çıkmaktadır. Onun sahtekârlığını toplumun her yerinde aramak gerekecektir. Her ne kadar filmin sonunda “herkesin Zübüklüğü”nden kurtulması vurgulansa da bu harcıâlem, özensiz bir vurgudur. Çünkü eleştirinin sorumluluğu alınmamıştır. Senarist Atıf Yılmaz, romanın yazarı Aziz Nesin’i bu son vurguyla kurtarmış gibidir.

Alaaddin Küçükkürtül

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir