Kitap Analizi

Bir Yönetim Modeli Mimar Sinan Kitap Tahlili

    Mimar Sinan aslında bir mimar veya bir Osmanlı vatandaşından öte o tam manası ile Osmanlı medeniyetinin ta kendisidir. Bu durum zaten Süleymaniye eseri ile de gözümüzün önüne geliyor. Koca Sinan her zamanki gibi kendisini arka plana çekiyor ve eserini dünyaya sunuyor. Dünya bu eseri çözmeye çalışırken aslında Sinan’ı çözmeye çalıştığının farkında bile olmuyor. Sinan eseri ile birlikte adeta ölümsüzlük şarabından içmiş gibi, dünyaya bugün dahi yaşadığını haykırıyor.

    Sinan Osmanlı eğitiminin merdivenleri teker teker çıkıyor. Aslında görmesi gereken alt-üst devreleri görüyor. Görmek ile de kalmayıp bu devreleri bizzat kendisi de yapıyor. Bu şekilde altında çalışan yönetici ve yönetilenlerin işlerine de hâkim oluyordu.

    İyi bir eğitimin ardından savaşa gittiği dönemlerde diğer medeniyetlerin çözümlemesini yapıyor. Alınan bölgeleri de tahlil etme imkânını buluyordu. Ta ki kendisine hadi Sinan denene kadar. Sinan eğitim ve savaş hayatı ile bizlere yine bir örnek teşkil ediyor. Merdivenleri teker teker çıkmayı ve pişmeyi bize öğretmiş oluyor. Devam eden süreçte de ‘‘Hadi Sinan sıra sende’’ cümlesini duyduktan sonra da ölene kadar kendisini ölümsüzleştirmeye devam ediyordu.

   Sinan yaşadığı toplumu ve topluma hâkim olan tüm değer ve yargılara hâkim olduğu için eserleri yaşadığı dönemin toplumuna da ışık tutuyordu. Ama bir diğer taraftan da çağdaşlığını ve yenilikçi zekasını kullanıp kıyamete kadar devam edecek süreçte biz ölümlülere de nasihat vermeyi unutmuyordu. Sinan, kalfalık eseri ile aslında biz yönetici adaylarına adeta bir ders kitabı vermiş oldu.

       Kurum esasında 3 temel taştan oluşur. Bu 3 temel taş ise bir ana sorumluluk ile sağlanır. Bu 3 temel taşlar şu şekildedir; toplum, yönetici ve yönetilenler. Kurumun bu önemli 3 taşı da ancak ve ancak doğru bir eğitim ile sağlanır. Eğitim deyince ise modern üniversiteler kesinlikle akla gelmemelidir. Eğitim, Osmanlı’da gündüz teorik ders alıp öğleden sonra ise pratik olarak okulunun karşısında yer alan hastaneye gidip çalışma sistemidir. Biz buna eğitim demeliyiz.

    Bir kurumun ya da projenin başarılı olması için hem yöneticiler hem de yönetilenler yaşadığı toplumu iyi idrak etmelidir. Ve kurumun başarısı bu saydığımız üç temel taşın bağlantıları ile başlamalıdır. Ve eğitimin sürdürülebilirliği ile devam edecektir. Yöneticiler aynı Sinan gibi tabandan gelip kuruma ya da projeye öncülük edecektir. Başka bir kurumdan bir yönetici almanın kuruma zarar vereceği unutulmamalıdır. Aynı şekilde kurumun da kendi toplumunun tabanından çıkması ve oluşturduğu değerlerle de özgün bir kimliğe sahip olması gerekmektedir. Kurum kurulurken her şey tıpkı Süleymaniye inşası gibi önceden liderin kafasında bitirilmeli ve daha sonra da kelimler veya kâğıtlar ile dünyaya açılmalıdır. Özellikle projelerde bu adım çok önemlidir. O yüzden yazar, kervanın yolda düzülmemesi gerektiğini çokça vurgulamıştır. Hatta buna ek olarak da yapılacak tüm görevler belli olmalı ve bu görevi yapacak kişilerin hem fiziki hem de ruh durumu buna karakter ahlak vs. dahil olmak üzere belirlenmelidir.

    Bir diğer temel taşımız yönetilenler özenle seçilmeli ve dereyi geçerken at değiştirilmemelidir. Bir yönetilenin kaybı kurum içerisindeki birliğe zarar verebilir. Bu nokta da bizzat yöneticiler kendi yönetecekleri ekibi iyi tanımalıdır. Devam eden süreçte çalışmaları yönetilenlere göre de dizayn edebilecekleri kriz durumlarını unutmamalıdırlar. Yöneticiler her daim altlarını gayretlendirmeli yeri geldiğinde hoş bir üslup ile uyarmalı ve onları şekillendirmelidir.

   Şimdi bahsetmek istediğim konu ise bu yazımda henüz ele almadığım bir konudur. Proje başlangıcında bütçe kesinlikle belirlenmelidir. Projenin hem refahı hem de sürdürebilirliği için bütçe çok önemlidir. Yöneticiler israf etmemeli ve yeri geldiğinde artırdıkları parayı yönetilenlerden hak edenlerine vermelidir. Bu ödüllendirme sistemi yönetilenleri daha verimli çalışmaya ve projeye bağlılık göstermeye yarayacaktır.

    Proje daha başlamadan genel olarak tüm alt ve üstler projeyi bilmeli herhangi bir olumsuz anlaşılmadan kaçınılmalıdır. Projeler ilk gününden son gününe kadar da kayıt altına alınmalıdır. Bunun başlıca iki sebebi vardır: Projenin kurumsal bir hafıza oluşturulup devam eden süreçte o kuruma bir hafıza olmasıdır. Ve sonradan dahil olacak kişilere bu hafıza verilmeli ve dahil olan kişinin kurumun kimliğini kazanmasına yardımcı olacaktır. Bir diğer sebebi ise hiçbir proje kendisi ile sınırlı değildir. Onun bitişi başka projelerin başlangıcı anlamına gelmektedir.

    Sinan’a bu eserinin inşasını bu denli bir tecrübe ve bilgi ile yaptığı için teşekkür etmeli ve tabi ki bu bilgileri bize aktarıp Sinan’ı anlamaya ve anlatmaya çalışan yazarımıza da teşekkür etmeyi unutmamalıyız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir